Kompakt Oyun
Muslera, Sabri, Chedjou, Semih, Linnes, DeJong, Selçuk, Josue, Rodrigues, Yasin, Podolski ilk 11'iyle klasik 4-2-3-1 dizilişiyle sahaya çıkan takımın Jan Olde Riekerink'in takımına göre başlıca farkı, bloklar arasındaki mesafenin kısa tutulmaya çalışılmasıydı. Maça önde baskıyla başlayan ve 1. ve 2. bölgelerdeki isabetli pas oyunu geleneğini devam ettiren Galatasaray, ilk yarıda rakibine oyun olarak üstünlük kurdu. Ancak bu kompakt oyun düzeni içerisinde, yeterince pozisyon üretemedi. Bu normal, takım boyunu kısa tutarak oynamaya çalıştığınızda boş alan bulmak daha zor olur, ayrıca atakların daha hızlı sonlanması gerektiği için oyunu açacak ve rakip alanda çoğalmanızı sağlayacak paslaşmalar için daha az zamanınız olacaktır. Ayrıca, siz bloklarınız arasına rakibinizi sokmazsanız, rakibinizin blokları arasına da giremezsiniz ve dolayısıyla rakibinizi de karşınızda kompakt bir blok halinde bulursunuz. Bu tarz oyunlarda kapanan rakipleri açmak ve özellikle deplasman maçlarında kontraataklar dışında gol pozisyonu yaratabilmek, daha ziyade rakiplerin yapacağı hatalara ve forvet oyuncularının becerilerine bağlı olacaktır. Bununla birlikte bu sorunun sistem içinde en pratik çözümlerinden birisi bek bindirmeleri ve kenar ortalarıdır. Bu maç özelinde Linnes ve Sabri'nin diğer maçlarda olmadığı kadar çizgiye indikleri ve orta denemelerinde bulundukları söylenebilir. Ayrıca takım halinde daha fazla git-gel yapılması gerektiği için, takımın daha fazla efor göstermesi gerekir ki bu maçta takımın koşu mesafesinde yılın en yüksek rakamına ulaştığını gördük.
Kadro Özellikleri
Galatasaray'ın kadro özellikleri değerlendirildiğinde, Dejong, Selçuk, Wesley Sneijder, Josue, Tolga'dan oluşan orta saha rotasyonunun, pasör becerileri oldukça yüksek ama Tolga haricinde fizik kapasitesi görece sınırlı, ağır ve yaş ortalaması yüksek oyunculardan; kanat rotasyonunun ise Bruma, Yasin, Sinan ve Rodrigues gibi, genç, hızlı ve birebirde adam eksiltme yönü kuvvetli oyunculardan oluştuğunu görüyoruz. Forvet rotasyonu, her ikisi de ağır ve mücadele yönü kısıtlı ama bitirici becerileri yüksek oyuncular olan Podolski ve Eren'den oluşuyor. Eren hava toplarındaki hakimiyetiyle, Podolski ise fizik gücü ve pasör yetenekleriyle, takımın ileride top tutabilmesi için istasyon görevi görebiliyor. Carole, Linnes ve Sabri'den oluşan (Cavanda'yı izleyemediğimiz için sayamıyorum) bek rotasyonu hızlı ve hücumdayken kanat oyuncularının açtığı boşlukları kapatabilen ancak yerleşik savunmada adamlarını kaçırmaya müsait olan, fizik güçleri görece zayıf olmakla birlikte süratleriyle ters kademede etkili olabilecek oyunculardan oluşuyor. Benzer şekilde stoper rotasyonunun da tecrübeli, hızlı, top kullanma becerileri kabul edilebilir düzeyde olan ancak uzun boylu olmayan ve fizik güçleri sınırlı oyunculardan kurulu olduğunu görebiliyoruz. İlginç bir şekilde, Galatasaray kadrosunun her mevkii de aynı tip oyunculardan (orta saha rotasyonunda Tolga'yı ayrı tutabiliriz) oluştuğunu anlıyoruz. Riekerink'in sezon başında yaptırdığı Tolga transferi, Eren'in spektaküler sezon başlangıcına rağmen devam eden forvet transferi ısrarları üzerine yapılan Sigthorsson transferi, Sabri ve Linnes'e rağmen ısrarla sağ bek istemesi ve neticede Cavanda'nın transferi, devre arasında Sigthorsson'un gidişiyle yine mücadeleci ve hızlı bir forvet ve uzun boylu stoper ısrarları ile kadro yapısını dengelemeyi amaçladığını görmeliyiz.
Riekerink'in Galatasaray'ı
Jan Olde Riekerink, Galatasaray kadro özelliklerini değerlendirerek, Bruma ve Yasin gibi hızı ve dribling özellikleri olan kanat oyuncularıyla takımı ileriye taşımayı, hızlı ve top kullanma becerisi iyi sayılabilecek defans hattını önde kurarak pasör ama fizik gücü düşük orta saha oyuncularına alan ve pas istasyonları sağlamayı, 1. ve 2. bölgede yapılan paslarla topa sahip olup takım olarak doğru pozisyon almayı, rakip sahaya yerleştikten sonra ise, topu tekrar Bruma'ya ulaştırmayı ve onun bireysel becerileriyle açılan alanlarda yapılacak hızlı paslarla pozisyon bulmayı sağlayacak bir oyun kurgusu benimsemişti. Bu kurguda, özellikle orta saha oyuncularının kat etmesi gereken mesafe görece olarak daha az olduğundan, Galatasaray'ın yaşlı orta saha oyuncuları, maçı oyundan düşmeden tamamlayabiliyorlardı. Bunda özellikle Tolga'nın sakatlığının etkili olduğunu ve deplasmandaki Beşiktaş maçı örneğinde olduğu gibi, daha kompakt bir oyun oynanmaya çalışıldığını belirtmeliyiz; Galatasaray kadrosuna Tolga yerine DeJong'un monte edilmesini takiben Galatasaray oyun sisteminde değişikliğe gitmiştir.
Sistemin Zaafları
Riekerink'in, hücumda altıgen şeklinde sahaya yayılan ve tilt benzeri etkili bir pas oyunu oynayan takımının bazı zayıf noktaları bulunuyordu. Bunlardan ilk fark edileni, Galatasaray hücumlarının çok büyük oranda Bruma'ya bağlı olmasıydı; Bruma'nın birebirleri olmadığında Galatasaray'ın etkileyici pas oyunu, topu ayağında tutmanın dışında ciddi bir hücum zenginliği sağlamıyordu. Ayrıca bu oyun sisteminde kanat beklerinin hücumdaki temel rolleri önlerindeki oyuncuya pozisyon açmak ve pas istasyonu oluşturmak olduğundan, yeterli kanat ortası gelmiyor ve Eren'in hava topu hakimiyetinden faydalanılamıyordu. Wesley Sneijder'in de Bruma'nın bulunduğu sola yakın oynaması, rakiplerin bu kanada fazladan adam yığma stratejilerinin başarılı olmasına çanak tutuyor ve bu kanattan gelişen kontraataklar büyük tehlike oluşturuyordu. Nitekim, Galatasaray'ın bu sezon puan kaybettiği maçların çoğunda, kendi sol kanadından yapılan rakip bek bindirmelerinin belirleyici olduğu görülebilir. Rakiplerin bunu fark ettiklerine dair ilk işaret Adanaspor deplasmanında gelmiş ve ertesi hafta Arena'da kaybedilen Başakşehir maçında net olarak görülmüştü..
Sistemin ikinci temel zaafı, Fenerbahçe maçında açığa çıktı. Fenerbahçe, Galatasaray'ın stoperleriyle orta sahası arasına baskı yaparak Galatasaray'ın topu kontrol etmesine ve Bruma'ya tam saha markajı yaparak Galatasaray'ın topu ileri taşımasına izin vermediğinde takımın buna bir cevap veremediğini gördük. Aslında bu fenomen karşımıza ilk olarak yazın Manchester United ile oynanan hazırlık maçının ikinci yarısında ortaya çıkmıştı. Ancak sezonun geri kalan döneminde bunun başka bir örneğiyle karşılaşılmadı; son Kayserispor maçında rakip takım bunu denedi ve maçı kazandı ancak o maçta Galatasaray buna cevap vererek çok sayıda pozisyon üretebilmişti..
Tudor'un Kompakt Oyunu ve Galatasaray Kadrosunun Buna Uygunluğu
Orta Saha
Öncelikle, bu derecede kompakt bir oyun ister 4-2-3-1 ister 4-3-3 ile oynatılacak olsun, Galatasaray orta sahasında Tolga'nın ilk 11'de başlamasını gerektirir. Nitekim, Rize maçında Josue ve Selçuk 90 dakikayı tamamlayamayarak oyundan çıktılar. Dejong koşu kapasitesi olarak bu iki oyuncudan daha iyi değilse de, bu sistemde Riekerink'in sistemine göre çok daha verimli olabileceğinin sinyallerini verdi. Özellikle 4-3-3 dizilişinde göbek için ilk aday olacaktır. Hem savunmaya iyice yaklaşarak geriden oyun kuracak, hem de takım boyu kısa olduğu için rakip oyuncularla daha sık yüz yüze gelerek fiziksel oyunuyla rakibini bozabilecektir. Benzer şekilde Josue'de 10 numara pozisyonunda eskiye oranla daha rahat olacaktır; Riekerink'in takımında 10 numara pozisyonu sırtı dönük oyunu daha iyi oynamayı gerektiriyordu, Tudor'la bu ihtiyaç azalacak. Kondisyon açısından maç içinde Sneijder- Josue değişikliklerini izleyebiliriz.
Sonuç olarak, Galatasaray orta sahasının Tudor'un sisteminde kondisyon olarak zorlanabileceğini öngörebiliriz ki bu durum Riekerink'in farklı bir oyun benimsemesinin temel nedeniydi. Ancak geride sadece 13 hafta kaldığı ve bu oyuncuların çok tecrübeli oyuncular oldukları düşünüldüğünde, bu oyuncu rotasyonu bunun üstesinden gelebilir.
Kanat Oyuncuları
Rize maçı Rodrigues'in tam da bu oyunun oyuncusu olduğunu gösterdi. Savunma ve takımı hücuma çıkarma görevlerini çok iyi yaptı, maçın ilk yarısında sol kanatta, ikinci yarısında ağırlıklı olarak sağ kanatta oynadı ve her ikisinde de çok başarılıydı ancak sonuca etki etme bakımından yeterli olmadığı tartışılabilir. Yasin ve Sinan'la ilgili olarak özellikle savunmaya yardımları konusunda soru işaretleri olsa da, hızları, pas becerileri ve sonuca etki yetenekleri takıma girmelerini sağlayacaktır. Bruma'nın bu seneki performansı göz önüne alındığında, her türlü diziliş ve sistemde oynayabileceği ortada; Tudor ile problem yaşamaz ve takımı sahiplenirse, takımın kurtarıcısı olmaya devam eder.
Özetle, bu bölgenin Tudor açısından en hassas bölge olduğu ve orta saha ve forvet oyuncularının kompakt oyun yapısı içinde ortaya çıkacak fiziksel zaaflarının hızlı veyetenekli kanat oyuncularının ekstra katkılarıyla giderilmeye çalışılacağını tahmin edebiliriz ki bu oyuncu rotasyonunun potansiyeli bunu fazlasıyla vaat ediyor.
Forvet
Rize maçında attığı golden sonra Podolski'nin Tudor'un vazgeçilmez oyuncusu olacağı yazıldı. Evet, Podolski'nin yüzü kaleye dönük olarak oynadığında ne kadar etkili olduğunu biliyoruz, Riekerink'in geçen sene kupa finalinde ve Beşiktaş derbisinde izlediğimiz, ileride pres yapan ve kompakt oynamaya çalışan takımında ne kadar etkili olduğunu hatırlıyoruz. Ancak Rizespor maçında rakip savunmanın içinde kaybolduğunu gördük. Ne hızlı, ne mücadeleyi seviyor, ayrıca hava toplarında etkili değil. Özellikle deplasmanda kapanan takımlara karşı Eren'in tercih edileceğini düşünüyorum. Bu sistemde kanat beklerinin yapacağı ortaların önemi de düşünüldüğünde, Eren sezon başındaki formunu yakalayabilir.
Kanat Bekleri
Tudor'un gelişine en çok sevinmesi gereken oyuncu grubu. Bu oyun onların savunma defolarını örtecek ve hücumdaki önemlerini artıracaktır.
Stoperler
Tudor'un gelişiyle kenar ortaları azalacağı için stoperlerin işi kolaylaşacaktır. Rizespor maçında da bunu gördük. İster 4'lü ister 3'lü savunma yapılsın, stoper rotasyonun kilit oyuncusu Semih Kaya olacaktır. Gerek hızı, gerek mücadele azmi gerek hücuma katkısı üst düzeyde. Chedjou, Hakan, Ahmet hatta Carole Galatasaray'ı sezon sonuna kadar taşıyabilecek kapasitede oyuncular. Duran top zaafiyetinin de önümüzdeki sezona kadar erteleneceğini düşünüyorum.
Diziliş Tercihleri
Tudor Rizespor maçına 4-2-3-1 dizilişiyle başladı, takımın direnci azalınca oyunu tutmak için 4-3-3'e geçti, beraberlik golünü yedikten sonra da 3-4-3'e geçti ve maçı öyle tamamladı. Riekerink'in veda maçı olan Kayserispor maçının son 20 dakikasında Galatasaray bu sezon ilk kez 3'lüye geçmiş ve aslında kadrosunun ne kadar büyük bir hücum potansiyeli olduğunu gözler önüne sermişti. Rize maçında da, Galatasaray maçın son dakikalarında 3-4-3 sisteminde oyun üstünlüğünü tekrar almayı başardı ve maçın son dakikasında maçı kazandırabilecek pozisyonu da buldu. Sistem ne olursa olsun, Tudor'un istediği oyun için belirleyici olan orta saha oyuncularının performansı olacaktır. Özellikle Selçuk, Josue ve Wesley Sneijder üçlüsünden ikisi sahada olmazsa Galatasaray sıkıntı yaşayabilir. Öte yandan Eren'in performansı da tıkanan oyunların açılmasında çok önemli olacaktır. Bununla birlikte, orta saha oyuncularının 3'lü dizilişlerde fiziksel açıdan daha rahat olacaklarını, ve Eren'in etkinliğinin yine bu sistemde artabileceğini düşünebiliriz.
Riekerink vs Tudor
Riekerink bitmiş gözüyle bakılan bir takımı oldukça disiplinli bir takıma dönüştürdü. Takım kadrosunu maksimum verimle kullanmak ve Galatasaray'ın güçlü yanı olan hücum zenginliğini ön plana çıkarmak amacıyla topu ayağında tutan, sahaya iyi yayılarak pas oyunu oynayan bir takım kurmaya çalıştı. Galatasaray'ın temposu yavaş diye eleştirildi, oysa bu Riekerink'in sisteminin ideal temposuydu.
Tudor ise, oyun boyu kısa, kompakt bir takım yaratmaya çalışıyor. Bunu yaparken muhtemelen elindeki hücum potansiyeliyle nasıl olsa gol atabileceğini düşünüyordur. Özellikle kanat oyuncuları bu sistem için çok uygun; kanat bekleri ve stoperlerin defoları da bu sistemle giderilebilecektir. Eren Derdiyok ve orta saha oyuncularının performansı istenilen düzeyde olursa Tudor'un başarılı olacağını öngörmek hayalcilik olmaz. Üstelik sezonun bitmesine 13 hafta kaldı ve Galatasaray'ın kadrosunda buraları oynamayı çok seven ve çok iyi bilen oyuncular var.
Sonuç olarak, Riekerink'in yaklaşımının takımın hücum etkinliğini maksimize etmeye, Tudor'un yaklaşımının ise takım savunmasını iyileştirmeye yönelik pragmatik çözümleri kapsadığı ve her iki yaklaşımın da Galatasaray kadro özellikleriyle uyumlu olduğu ileri sürülebilir.
Sonuç olarak, Riekerink'in yaklaşımının takımın hücum etkinliğini maksimize etmeye, Tudor'un yaklaşımının ise takım savunmasını iyileştirmeye yönelik pragmatik çözümleri kapsadığı ve her iki yaklaşımın da Galatasaray kadro özellikleriyle uyumlu olduğu ileri sürülebilir.
Tudor Kararı ve Tudor'un Geliş Şekli
Öncelikle, Riekerink'le yolların ayrılmasına karar verdikten sonra Tudor'un gelişi ve geliş şekli, Galatasaray yönetiminin bu sezon yaptığı en doğru davranıştı. Galatasaray gibi bir takım, üstelik şampiyonluk yarışı verdiği bir dönemde, teknik direktör değişikliği yapacaksa istediği teknik direktörü, gerekirse astronomik paralar ödeyerek getirebilmelidir. Galatasaray sıradan bir anadolu takımı değil, bu ligin lokomotifi; Karabükspor vb. takımlar Galatasaray var diye var, Galatasaray sayesinde bu yayın gelirlerini alıyorlar, kendilerini Galatasaray'la denk görüp polemik yapamazlar. Bu açıdan Galatasaray'ın Riekerink'le yolları ayırdığını açıkladığı anda yeni teknik direktörünü de getirmesi, medyaya atılmış bir tokattır aynı zamanda; kendinize gelin, Ben Galatasaray'ım mesajıdır. Sırf bu davranış bile Galatasaray'ın şampiyonluk şansını %50 artırmıştır. Sezon boyunca neredeyse kaybedilen tüm maçlarda skandal hakem hataları vardı; bu hatalar yine olacaktır ama artık eskisi kadar kolay olmayacak. Özellikle dolu tribünler önünde Beşiktaş maçının kazanılması durumunda, Galatasaray maçına çıkacak hakemler eyyam yapmadan önce bir durup düşünecektir.
Yönetim İçin Tarihi Bir Fırsat
Yönetim İçin Tarihi Bir Fırsat
Jan Olde Riekerink, Galatasaray'da harika bir iş çıkartmıştır ve hep böyle hatırlanacaktır. Bu ülke, bu iktidar ve medya düzeninde bu kadarı mümkün oldu ama bu da az bir şey değil. Sonuçta futbol programlarında futbol dışında herşeyin konuşulduğu ve futbolun anlaşılmadığı bir ülke burası.. Ancak Riekerink henüz ülkesine dönmedi ve medyada alacakları için pazarlık yaptığı gibi iddialar var. Eğer bir mucize olur ve Galatasaray yönetimi bir şekilde Riekerink'i alt yapıda çalışmaya ikna edebilirse bu camiaya ve takıma çok büyük bir hava getirir, pek olası gözükmese de bu değerlendirilmesi gereken önemli bir fırsat..
Son Olarak: Tudor ve Galatasaray'dan Beklentiler
Galatasaray kazanma alışkanlığı olan, tecrübeli ve karakterli oyunculardan oluşan ve belirli bir oyun anlayışı ve taktik disiplini oturtmuş bir takım. Bu takım ligi ilk iki içerisinde bitirecek ve son haftalara kadar şampiyonluk yarışı içinde kalacaktır ancak şampiyonluk için favorinin Beşiktaş olduğu bir gerçek.. Bununla birlikte ligin en potansiyelli kadrosuna sahip olduğunu ve bazı oyuncuların ekstra performans göstermeleri durumunda ligi temelinden sarsabileceğini de hissedebiliriz.. Ayrıca, finansal fairplay nedeniyle yapılamayan mücadeleci ve güçlü bir forvet (Olunga ismi geçmişti), tempolu ve dribling özelliği olan komple bir orta saha oyuncusu (Ferri ismi geçmişti) ve hava toplarına hakim güçlü bir stoper (çok nitelikli olmasa da olur) gibi 3 transfer yapılması durumunda Avrupa'da ses getirebilecek bir takım olacağımızı görememek yazık olur.. Galatasaray taraftarı takımına sahip çıkmalı ve mümkünse spor programlarını izlememeli; şu an uzun bir zamandan sonra ilk kez Galatasaray'ın bir kurtarıcıya, Ünal Aysal gibi güçlü bir figüre, Ali Dürüst, Albayrak gibi örgütlenmelere ihtiyacı olmadığını fark etmeli..
Son Olarak: Tudor ve Galatasaray'dan Beklentiler
Galatasaray kazanma alışkanlığı olan, tecrübeli ve karakterli oyunculardan oluşan ve belirli bir oyun anlayışı ve taktik disiplini oturtmuş bir takım. Bu takım ligi ilk iki içerisinde bitirecek ve son haftalara kadar şampiyonluk yarışı içinde kalacaktır ancak şampiyonluk için favorinin Beşiktaş olduğu bir gerçek.. Bununla birlikte ligin en potansiyelli kadrosuna sahip olduğunu ve bazı oyuncuların ekstra performans göstermeleri durumunda ligi temelinden sarsabileceğini de hissedebiliriz.. Ayrıca, finansal fairplay nedeniyle yapılamayan mücadeleci ve güçlü bir forvet (Olunga ismi geçmişti), tempolu ve dribling özelliği olan komple bir orta saha oyuncusu (Ferri ismi geçmişti) ve hava toplarına hakim güçlü bir stoper (çok nitelikli olmasa da olur) gibi 3 transfer yapılması durumunda Avrupa'da ses getirebilecek bir takım olacağımızı görememek yazık olur.. Galatasaray taraftarı takımına sahip çıkmalı ve mümkünse spor programlarını izlememeli; şu an uzun bir zamandan sonra ilk kez Galatasaray'ın bir kurtarıcıya, Ünal Aysal gibi güçlü bir figüre, Ali Dürüst, Albayrak gibi örgütlenmelere ihtiyacı olmadığını fark etmeli..