19 Nisan 2017 Çarşamba

Başakşehir Hezimeti ve Tudor'un Kader Haftası

Kader Çarkı
Türkiye'nin kaderini belirleyecek referandum öncesi Galatasaray'ın ve Tudor'un kaderini etkileyecek bir maçtı..  Sonuçta, Yeni Türkiye'nin sembol takımı, Galatasaray'a zamanın değiştiğini bu sezon üçüncü defa hatırlattı. Üstelik bu sefer ne hakem, ne şans faktörü mazeret gösterilemeyecek bir şekilde, adeta Galatasaray'ı sahadan silerek kazandılar zaferlerini..  Referandum haritasıyla birlikte değerlendirildiğinde, sanki Galatasaray bir zamanların Dünya İmparatorluğu, şimdi ise tek bir şehrinin ismiyle anılan Bizans ve Başakşehir de bu medeniyetin yanı başında, sessiz sedasız büyüyen, Anadolu Selçuklu devleti (Pontus ta bu kez sultanın yanında üstelik) ...

Sezona beklenmedik bir taraftar desteğiyle başlayan Jan Olde Riekerink için kovulma tehlikesi ilk yarıdaki Başakşehir yenilgisiyle başlamış ve Fenerbahçe maçı kader maçı olarak işaret edilmişti; Riekerink sonrası inanılmaz bir taraftar desteğiyle göreve getirilen Tudor da, Başakşehir hezimeti sonrası medya tarafından istenmeyen adam ilan edildi.. İlginç bir şekilde, ligin ilk yarısında milli maç arası, ikinci yarıda ise seçim nedeniyle olmak üzere, Başakşehir hezimeti ve Fenerbahçe derbisi arasına, iki haftalık boşluklar denk geldi.

Galatasaray ve Yeni Türkiye
Yeni Türkiye'nin sloganı istikrar, malum, ve medya bu konuda çok iddialı.. Riekerink'i hep aynı kadro ve tatktikle sahaya çıkıyor, takım koşmuyor sadece pas yapıyor diye eleştiriken; Tudor'u sürekli kadro ve taktik değiştiriyor, takım sadece koşuyor ama bu takım Riekerink'in pas oyununu oynamalı diyerek eleştiriyor.. Şampiyonluk iddiası için Riekerink mutlaka gönderilmeli diyenler, şimdi Riekerink gönderildiği için şampiyonluk şansının bittiğini yazıyor.. Medya kararlı, Galatasaray Yeni Türkiye'ye göre yeniden dizayn edilecek...

Futbol
Bu maçta futbol konuşacaksak, haklarını verelim, Başakşehiri konuşmamız gerekir.. Lakin, insan başakşehir hakkında ne kadar konuşabilir.. Evet, sahaya çok iyi yayılan, sahanın genişliği sonuna kadar kullanan ve takım boyunu çok kısa tutan bir takım. Sahadaki dizilişleri, eni boyundan uzun bir dikdörtgen gibi, 4-6-0..
Stratejilerinin temelinde ön alan baskısı var; kazandıkları toplarla geriden ters kanata uzun paslarla hızlı atağa kalkıyorlar; Adebayor sola, Mossoro sağa kayarak, Visca ve Cengiz'e alan açıyor; sağ tarafta açılan boşluklardan Caicera bindirirken, sol bek ataklara katılmıyor.
Başakşehir'in atakları, genellikle kaptıkları toptan sonra atılan hızlı diyagonal paslarla başlıyor; bu paslar genellikle Adebayor'un ve Cengiz'in bulunduğu sol kanata doğru atılıyor; Adebayor indiriyor, Cengiz oyun kuruyor; kurulan oyun da esas olarak topu enlemesine sağ kanada taşımak ve ataklar da buradan, sağ kanattan yapılan ortalarla sonlandırılıyor.
Özellikle Adebayor'un sürekli sola kaçması eşleşme problemi yaratıyor; bu maçta Semih'in günah keçisi yapılmasının altında yatan da buydu; hatırlayacak olursak ligin ilk yarısında Adebayor'un yaptıklarını Mehmet Batdal yapmıştı. O maçta Uğur'un ortasında Sabri'nin üzerinden kafa vuran Mehmet Batdal'ı izlemiştik, bu maçta Caicera'nın ortasında Chedjou ve Semih'in üzerinden kafayı vuran Adebayordu.. İtiraf edelim, aynı taktikle Galatasaray'a bir kez daha üstünlük sağlayabiliyorlarsa, bu önemli bir teknik direktör ve sistem başarısıdır ama Galatasaray teknik heyeti açısından da aynı derecede bir başarısızlıktır.

Kadro, Diziliş, Analiz
Maç Önü
Galatasaray iki haftadır dörtlü defans hattıyla oynuyor; bu hattın sol kanadı hücuma katılırken sağ taraf sabit kalıyor. Sol kanatta Adana maçındaki performansıyla beğeni toplayan Linnes, sağ tarafta Semih, stoperde Çalık ve Chedjou var. Orta ikili Selçuk ve Josue; önlerinde Bruma, Yasin ve Rodrigues ve en uçta Eren..
Başakşehir de 4'lü savunmayla oynuyor; onların hücum kanatları ise sağ taraf.. Sağda Caicera, solda Alparslan, ortada Epureanu, Yalçın.. Orta Sahada Emre ve Mahmut, önlerinde sağ kanada yakın Mossoro, sağ çizgide Visca, sol çizgide Cengiz ve en önde sola yakın Adebayor var.
Savunma kurgusu
Tudor rakibin hücum planının kanat organizasyonlarına bağlı olduğunu düşündüğünden olsa gerek 4'lü savunma ve önlerinde 4'lü orta saha ile maça başladı ama bu taktik rakibin Galatasarayı sol kanadından (B.şehir'in sağ kanadından) çökertmelerine engel olamadı. Öncelikle kabul etmek gerekir ki, Linnes defansif açından Tarık Çamdal kadar yetersiz bir oyuncu. Üstelik önünde oynayan Bruma'dan da destek görmeyince bu zaaf iyice belirginleşiyor. Burada, Tudor'un forvet arkasında Yasin'i oynatmasının garipliği daha da göze çarpıyor; Yasin'i sol kanatta oynatsa ya da en azından top rakipteyken Yasin ve Bruma'nın görevlerini değiştirip rakip beki Yasin'e kovalatsa o zaman bu kadro tercihi daha anlamlı olabilirdi belki..
Savunma oyuncuları
Adebayor'u tutması için oynatılan Chedjou, benzersiz bir performans göstererek Adebayor'a üç gol attırdı.. Üç pozisyonda da ne yaptığı belli değil. Böyle bir performanstan sonra Florya'ya ayak bastırılmamalı.. Maçın seyrini belirleyen ilk golde Ahmet Çalık çok hatalı, Chedjou'yu zaten denklemden çıkartmak lazım, Linnes'in Visca'ya orta açtırması da normal olduğuna göre,  Adebayoru savunmak sağ bek Semih'e kalıyor ve herkes uyurken Adebayor'un önündeki topa hamle yapıyor, ancak top Mossoro'nun önüne düşüyor ve pozisyonun devamında Adebayor golü atıyor. İlginç bir şekilde ihale Semih'e kalıyor. İkinci gol yine sol kanattan, bu kez Caicera'nın ortasında Adebayor'un Chedjou üzerinden vurduğu kafa ile geliyor. Üçüncü gol yine sol kanattan geliyor, Caicera'nın uzun pasında topla buluşan Visca Ahmet'i geçiyor Muslera'ya çarparak havalanan topta, Chedjou ortadan kaybolmayı başarıyor, Adebayor Semih'in üzerinden kafayı vuruyor; suç yine Semih'e kalıyor. Bu üç golde de ne yaptıkları belli olmayan, buna karşın Semih kadar tepki çekmeyen iki hayalet isim var savunma hattında; Linnes ve Chedjou.. Çalık iyi bir oyuncu olabilir ama inanılmaz hatalar yapıyor, bence 4'lü defans oynanacaksa Hakan Balta tercih edilmeli, ama üçlü defans hattının kenarları için iyi bir seçenek olabilir.
Günah keçisi Semih
Galatasaray 4-0 yenilmişken Semih elbette ki maçın yıldızı değildi ama savunmanın tartışmasız en iyi oyuncusuydu; geriden oyun kurma görevi ondaydı ve pas yüzdesi yüksekti, sağ kanatta bir kez Cengiz'e geçildi ve onda da önemli bir pozisyon yarattı rakip takım ama bu bir daha tekrarlanmadı.
Orta Saha
Selçuk ve Josue hattı süpürüldü. Defansif açıdan özellikle Selçuk çok etkisizdi. Mossoro sürekli sol çizgiye kayarken onu takip etmedi ve maçın seyrini değiştiren ilk goldeki hatalar zinciri onunla başladı. Tudor çok ilginç bir teknik direktör; üçlü defansla dar alanda kompakt bir futbol oynatmaya çalışırken Tolga'ya şans veriyordu. Oysa, o oyunda Tolga yerine pas becerisi daha yüksek Josue'yi tercih etmek daha mantıklı olabilirdi. Rakibin oyun boyunu kısa tutarak, takım halinde topun gerisine geçtiği ve kazandıkları toplarla oyunu çok hızlı bir şekilde genişlettiği böyle bir maçta; üstelik Galatasaray Riekerink'in oyun felsefesiyle pas oyunuyla sahaya yayılmaya çalışırken, geniş alanda sürekli koşarak tüm açıkları kapatabilen Tolga ile oyuna başlamamasını anlayamıyorum. Benzer şekilde, Sneijder'i sol kenara hapsedip Yasini on numara pozisyonunda oynatmasının sebebini anlamak zor. Sneijder bu maçta da skor 3-0 ken ve Rodrigues'in yerine, sol kanatta oynamak üzere oyuna girdi.

Fenerbahçe Maçı
Advocaat maçı stadda izledi ve maç boyunca keyfi pek yerindeydi. Galatasaray'ın önde baskı yapan takımlara karşı zorlandığını herkes biliyor, zaten böyle oynayarak ilk yarıdaki maçı kazanmıştı Fenerbahçe. Topun arkasına geçecekler ve kapacakları topları hızlı kullanıp Lens, Volkan veya Atıf ile kanatlardan hızlı ataklar gerçekleştirmeye çalışacaklardır. İlk maçta neredeyse tüm takım adam adama savunma yapmış ve özellikle beklerin oyun kurma girişimlerinde ciddi baskı yapmışlardı.

Galatasaray Fenerbahçe maçına üçlü savunmayla başlamalı, aksi takdirde rakibin baskısı karşısında çok zorlanır. Oyunu mümkün olduğunca dar alanda oynaması ve Fenerbahçe'yi bloklarının arasına sokmaması; hızlı ataklarla gol araması gerekir.. Üçlü defansın önünde özellikle kanat savunmasına yardımcı olması adına Tolga'nın mutlaka oynaması gerekir, hatta mümkün olsa, iki Tolga ile başlanır ama mevcut kadroda, Tolga'nın yanında oynaması gereken kişi Josue'dir.

Sol kanatta mutlaka Rodrigues'in başlaması gerekir, sağ kanatta zaten Yasin'e görev verilecektir. Sneijder'e ve Bruma'ya serbestlik verilmesi hücum etkinliğini artıracaktır. Santraforda Podolski ile başlamak tercih edilebilir; onun uzaktan şutları seyirci desteğini almayı kolaylaştırır ve rakibi hataya zorlayabilir.

Savunmada ise Trabzon maçındaki kadroya dönülebilir, Carole, Semih, Cavanda.. Bence bu sezonki kombinasyonlar arasında en iyi savunma performansını vereniydi..

7 Nisan 2017 Cuma

Trabzonspor Yenilgisi: Başakşehir ve Fenerbahçe Maçları Öncesi Dersler

Trabzonspor-Galatasaray Maç Özeti:
Galatasarayın Beşiktaş maçındakine benzer bir anlayışla 3-4-2-1 dizilişiyle sahada çıktığı; Trabzonspor'un orta sahayı pas yapmadan geçmeye çalışarak ileride ölümcül bir baskı uyguladığı ve biri duran toptan, biri de rakip sahada stoper ile bek arasındaki bir pas hatası sonucu kazandıkları topla başlayıp, 3 pasla gelişen bir hızlı atak sonucu atılmak suretiyle 2 gol atarak kazandığı; Galatasaray'ın 2 penaltısının verilmediği; Tolga'nın ıskartaya çıktığı, pozisyonsuz, ilginç bir maç..
Diziliş ve Oyuncu Analizi
Geri üçlüde Carole, Semih, Cavanda; Orta ikilide Selçuk, Tolga; Kenarlarda Yasin, Linnes; Sol önde Sneijder, Sağ Önde Bruma; Forvet Podolski...
Defans Hattı
Carole stoperler arasından topla birlikte çıkan ve geride oyunu kuran isimdi; 2. golde linnes'in kullandığı taç atışında topu geriye dönmek yerine, pres yiyen linnes'e vermeye çalışması Trabzonsporun golüne neden oldu, bu pozisyon dışında ilk yarıda Cavanda'nın ofsaytı bozduğunu fark etmeyerek Castillo'u kaçırdı ve bu pozisyon, Yusuf Yazıcının direkten dönen şutuyla noktalandı.. Bu iki pozisyon dışında neredeyse kusursuz oynadı ama akılda kalan sadece bu iki hata oldu..
Semih ve Cavanda hatasız oynadılar.
Kenar Oyuncuları
Yasin maça sol kanatta başladı, Trabzonspor'un golünden sonra sağ kanada geçti. Bu değişikliğin sebebi, Trabzonspor'un özellikle sol kanattaki yoğun baskısı ve Galatasaray'ın bu kanattan oyun kurmasına izin vermemesi nedeniyle Yasin'in kanadından hücum etkinliğinin neredeyse olmaması ve özellikle Olcay ve Pereira ile Trabzon'un bu kanattan atak yapma girişimlerinin önlenmesiydi.. Wesley Sneijder'in Pereira'yı takip etmemesi ve Yasin'e savunmada destek olmaması şüphesiz Trabzon'un işini kolaylaştırdı..
Linnes sağ kanatta başladığı maçta Trabzon'un en etkili oyuncusu Castillo'yu karşılamak durumunda kaldı ve bu görevinde başarısız olduğunu söyleyemeyiz; bir kaç pozisyonda rakip defansın arkasına sarktı, hücuma destek olmaya çalıştı. Sol kanada geçtikten sonra da hücuma destek olmaya ve defansif görevlerini yerine getirmeye çalıştı ama Trabzonspor'un onun kanadında çoğalması nedeniyle zor anlar yaşadı, bir pozisyonda Olcay'ı arkasına kaçırdı ve Trabzonspor'un golü geldi. 60. dakika'ya gelirken yerini Rodrigues'e bıraktı ve bu değişiklikle Galatasaray oyunu rakip sahaya taşımaya başladı.
Selçuk ve Tolga
Maç boyunca pres altındaydılar, Trabzonspor orta sahayı paslaşmadan geçtiği için takım savunması adına önemli bir rolleri olmadı; esas görevleri oyun kurmaktı ve bu görevi Selçuk tek başına yapmaya çalıştı. Bu durumun benzerini Sezonun ilk yarısında Fenerbahçe maçında izlemiştik. Tolga maç içinde ciddi bir hata yapmamasına ve ileri geri koşmasına rağmen gereksiz eleman görünümündeydi; ancak bu durum onun suçundan ziyade Ersun Yanal'ın başarısı ve Tudor'un hatası olarak değerlendirilebilir.
Wesley Sneijder
Tudor'un sisteminde ona yer yok yorumunu haklı çıkartan bir görüntü vardı sahada; aslında ilk yarıda yenilen gole kadar maç ortada geçiyor ve Galatasaray atakları daha organize gelişiyordu ve tüm Galatasaray atakları Sneijder'in etkili paslarıyla başlıyordu. Buna karşın sol kenara hapsolmuş, ama ne kenarı savunabilen ne de kenardan bindiren, daha çok sahanın soluna sabitlenmiş bir oyun kurucu gibiydi Sneijder. Sanki konsantre değildi veya morali bozuktu ve bir şeylerin ters gittiği yüzünden belliydi. Trabzonspor'un ilk golünde Castillo'yu takip etmeyerek belki de gole neden olan kişiydi. Maç boyunca Yasin ve Linnes'in savunmasına hiç yardım etmedi. Burada şunu belirtmemiz gerekir ki, Tudor eğer Sneijder ile başlayacaksa, sistemini biraz esneterek 3-4-1-2'yi deneyebilir ve Sneijder'i on numara pozisyonunda oynatabilirdi, ya da risk alarak Selçuk'un yanında orta sahada görev verebilir ve maça Tolga'nın yerine Rodrigues ile başlayabilirdi. Zira Sneijder'in kanatta oynayabileceği günler 2010 dünya kupasıyla son bulmuştu; ilk geldiği günden beri sol önde oynamayı sevmediğini belli ediyor ve bekleri kovalamayacağını gösteriyordu. Fatih Terim ile tartışmaları da bu yüzden olmuştu.
Podolski ve Bruma
Podolski Trabzon savunmasının arasında kayboldu, pivot olamadı, savunmaya yardım etmedi, hücumda etkisizdi ve Galatasaray'ın ileride çoğalamamasında onun hareketsizliğinin de rolü vardı. Bruma sağ kanatta etkili olamadı; onun etkili olması santrafor, 10 numara ve bekle yapacağı pas alışverişlerine bağlı, Galatasarayın pas istasyonları sol tarafta, pasın atılacağı isim ise sağda olunca Galatasaray Trabzonspor'un planlarının tutmasına yardım etmiş oldu. Hafta içinde milli takıma çağrılmayı beklerken bir kez daha U-21 takımına çağrıldığını görmek moralini bozmuş olabilir ve kuşkusuz ki oyunu bundan etkilenmiş olabilir. Ancak bunlar Tudor'un Bruma ve Sneijder'den yeterli verim alamadığı gerçeğini değiştirmez.
Yenilen Goller
Trabzonspor'un duran toptan attığı gol sonrası Igor Tudor, "normalde köşe vuruşlarına 5-6 kişiyle gidilir, onlar o pozisyonda 7 kişiyle geldiler ve golü attılar" açıklamasını yaptı ve bu açıklama basında dalga konusu yapıldı. Oysa, muhteşem bir açıklamaydı ve olay bu kadar basitti. Adam adama savunma yaptığımız ve kalenin içine 2 adam koyduğumuz bir pozisyonda, normalde ceza sahası dışında bekleyen Castillo'nun bir anda karar değiştirip ceza sahasına koşması ve hemen yanındaki Sneijder'in onu takip etmeyişi sonucunda, Castillo bomboş durumda kaldı ve gol geldi.. Bu saha içinde gerçekleşen bir olaydı ve Sneijder'in buna tepki verebilmesi gerekirdi..
Trabzonspor pas yapmayan, rakip sahada kapacağı toplarla etkili olmaya çalışan bir takım ve bu takıma karşı yapılacak son şey kendi yarı alanında top kaptırmaktır. Galatasaray'ın yediği ikinci gol, kendi yarı sahasından Linnes tarafından gerideki Carole'ye doğru kullanılan bir taç atışında kaptırılan topla geldi. Burada yine Sneijder'in veya Podolski'nin taç atışı için kendini göstermeyişi ve zaten tek taktiği pres olan bir takıma taç atılacak oyuncunun açık hedef gösterilmesi, belki çok küçük detaylar olarak gözükebilir maçı izlerken, ama çoğu zaman sonucu belirleyen bu küçük detaylardır. Carole kaleciye dönmek yerine, Olcay'ın baskısında panikleyip topu tekrar linnese atmaya çalışınca pereira araya girdi, Linnes Olcay'ı kaçırdı, DameDoy merkezi boşalttı, Yusuf oraya koştu, Olcay Yusuf'a attı ve gol..  Futbol bu kadar basit bir oyun ve bu yüzden bu kadar zor..
Igor Tudor
Bu maç sonrası Galatasaray'ın üçlü savunmayı bırakması gerektiği yazıldı çizildi. Oysa sahada olup bitenin nedeni 3'lü savunma falan değildi, 3'lü savunma bu maç özelinde çok da başarılıydı. Galatasaray bu sezon önde baskı uygulayan takımlara karşı çok zorlandı, bunların en şiddetlisi Kadıköy'deki Fenerbahçe maçıydı ve o maç Galatasaray'ın sezon başında yakaladığı havayı kaybetmesine ve Riekerink'in taraftar nezdindeki desteğini kaybetmesine yol açmıştı. Aslında 3'lü savunma, önde baskı yapan takımlara karşı oldukça iyi bir silahtır. Oyun merkezinde daha kalabalık olmaya ve baskıyı kırmaya olanak sağlar. Ama bunun olabilmesi için hazırlık paslarının defans üçlüsü ve merkez orta saha oyuncuları arasında başlaması ve merkez oyuncuların oyunu hızlı bir şekilde kanatlara yönlendirebilmesi gerekir;  oyunu kenarlardan kurmaya çalışırsanız kolaylıkla baskı yersiniz; hele de kenardan top sürerek çıkmaya çalışırsanız, rakibin gol pozisyonlarını kendiniz hazırlamış olursunuz. Bu basit bir kovalamaca oyunu gibidir, merkezden köşeye, köşeden tekrar merkeze, aynı doğrultuda değil, zikzak çizerek ilerlemeye ve çıkmaz sokaklardan kaçmaya çalışmanız gerekir.
Bu maçı değerlendirirsek, oyunu kenarlara açacak pasları atan oyuncu Sneijder, diziliş gereği atılacak paslara koşması gereken kenar oyuncusu konumundaydı. Buna karşın bir kez linnes'i bir kez de Bruma'yı kaçırmayı başardı. Tolga'dan böyle bir görev beklemek hayalcilik olur ve Selçuk tek başına bunun üstesinden gelemez. Tudor eğer Sneijder'e  istediği 10 numara özgürlüğünü vermiş olsaydı, en azından Bruma üzerinden kontraatak tehdidi oluşturabilir ve baskıyı kırabilirdik. Ama daha da doğru bir hamle oyuna Selçuk-Josue merkez orta sahası ile başlamak olurdu.
Buna karşın, Tudor'un maç içindeki hamleleri çok olumluydu; ilk olarak Yasin'i sağ kanada alarak etkinliğini artırdı, aksayan linnes'in yerine Rodrigues'i aldı ve her iki kenarı kontrol altına almayı başardı. Sneijder ve Tolga'nın yerine josue ve Sinan'ın girmesiyle, 3-4-3 için ideal bir kadro bulmuş oldu. Aslında bu kadro ile maça başlasaydı, çok daha dengeli bir takım izleyebilirdik.
Sonuç ve Tartışma
Trabzonspor yenilgisi bir yol kazası olarak değerlendirebilir, her ne kadar şampiyonluk yolunda önemli bir kayıp olsa da geleceğe yönelik olumlu işaretler verdi. En azından Selçuk-Josue tandemin işlediğini ve Cavanda'nın stoper bölgesi için ciddi bir alternatif olduğunu gördük. Ayrıca, bize karşı önde baskı kurmayı deneyebilecek Başakşehir ve Fenerbahçe maçları öncesinde önemli bir hazırlık maçı oldu ve hataların ortaya koyulmasını sağladı.
Eğer Başakşehir ve Fenerbahçe maçlarında Linnes ile başlanacaksa, önünde Rodrigues veya Yasin'in tercih edilmesi yerinde olur zira Linnes sol kenarı tek başına taşıyamıyor. Eğer Sneijder ile başlanacaksa, sol kenar da oynayacak isim Rodrigues olmalı ve Sneijder'e özgürlük tanınmalıdır. Ve eğer Sneijder ile birlikte Bruma da oynayacaksa, Bruma'nın sık sık sol kenara deplase olmasını sağlayacak bir sistem kurulmalıdır.
Özellikle deplasmandaki Başakşehir maçında Galatasaray'ın santraforu Eren olmalıdır.
Bruma'nın oynamadığı maçlarda Eren-Podolski forvet hattı denenebilir, bu ya 4-4-2 ile ya da 3-4-1-2 ile uygulanabilir, zorluk seviyesi daha yüksek maçlarda kanatlarda Rodrigues ve Yasin gibi ofansif özellikleri güçlü oyuncuları kullanmak şartıyla, 3-4-1-2 merkezi kalabalık tutarak baskıyı kırmak ve daha etkili pozisyonlar üretmek için avantaj sağlayabilir. Burada 10 numara olarak Sneijderi kullanmak gerekir.
Selçuk Josue tandemi Galatasaray için vazgeçilmez, bu düzene sezon sonunda kavuşmuş olmak yazık ama her şey bitmiş değil. Bu ikili orta saha ile inanılmaz bir taktik esneklik sağlanabilir; ister üçlü ister dörtlü savunma; sneijderli veya sneijdersiz bir hücum hattı; tek veya çift forvet, hepsi mümkün...