7 Nisan 2017 Cuma

Trabzonspor Yenilgisi: Başakşehir ve Fenerbahçe Maçları Öncesi Dersler

Trabzonspor-Galatasaray Maç Özeti:
Galatasarayın Beşiktaş maçındakine benzer bir anlayışla 3-4-2-1 dizilişiyle sahada çıktığı; Trabzonspor'un orta sahayı pas yapmadan geçmeye çalışarak ileride ölümcül bir baskı uyguladığı ve biri duran toptan, biri de rakip sahada stoper ile bek arasındaki bir pas hatası sonucu kazandıkları topla başlayıp, 3 pasla gelişen bir hızlı atak sonucu atılmak suretiyle 2 gol atarak kazandığı; Galatasaray'ın 2 penaltısının verilmediği; Tolga'nın ıskartaya çıktığı, pozisyonsuz, ilginç bir maç..
Diziliş ve Oyuncu Analizi
Geri üçlüde Carole, Semih, Cavanda; Orta ikilide Selçuk, Tolga; Kenarlarda Yasin, Linnes; Sol önde Sneijder, Sağ Önde Bruma; Forvet Podolski...
Defans Hattı
Carole stoperler arasından topla birlikte çıkan ve geride oyunu kuran isimdi; 2. golde linnes'in kullandığı taç atışında topu geriye dönmek yerine, pres yiyen linnes'e vermeye çalışması Trabzonsporun golüne neden oldu, bu pozisyon dışında ilk yarıda Cavanda'nın ofsaytı bozduğunu fark etmeyerek Castillo'u kaçırdı ve bu pozisyon, Yusuf Yazıcının direkten dönen şutuyla noktalandı.. Bu iki pozisyon dışında neredeyse kusursuz oynadı ama akılda kalan sadece bu iki hata oldu..
Semih ve Cavanda hatasız oynadılar.
Kenar Oyuncuları
Yasin maça sol kanatta başladı, Trabzonspor'un golünden sonra sağ kanada geçti. Bu değişikliğin sebebi, Trabzonspor'un özellikle sol kanattaki yoğun baskısı ve Galatasaray'ın bu kanattan oyun kurmasına izin vermemesi nedeniyle Yasin'in kanadından hücum etkinliğinin neredeyse olmaması ve özellikle Olcay ve Pereira ile Trabzon'un bu kanattan atak yapma girişimlerinin önlenmesiydi.. Wesley Sneijder'in Pereira'yı takip etmemesi ve Yasin'e savunmada destek olmaması şüphesiz Trabzon'un işini kolaylaştırdı..
Linnes sağ kanatta başladığı maçta Trabzon'un en etkili oyuncusu Castillo'yu karşılamak durumunda kaldı ve bu görevinde başarısız olduğunu söyleyemeyiz; bir kaç pozisyonda rakip defansın arkasına sarktı, hücuma destek olmaya çalıştı. Sol kanada geçtikten sonra da hücuma destek olmaya ve defansif görevlerini yerine getirmeye çalıştı ama Trabzonspor'un onun kanadında çoğalması nedeniyle zor anlar yaşadı, bir pozisyonda Olcay'ı arkasına kaçırdı ve Trabzonspor'un golü geldi. 60. dakika'ya gelirken yerini Rodrigues'e bıraktı ve bu değişiklikle Galatasaray oyunu rakip sahaya taşımaya başladı.
Selçuk ve Tolga
Maç boyunca pres altındaydılar, Trabzonspor orta sahayı paslaşmadan geçtiği için takım savunması adına önemli bir rolleri olmadı; esas görevleri oyun kurmaktı ve bu görevi Selçuk tek başına yapmaya çalıştı. Bu durumun benzerini Sezonun ilk yarısında Fenerbahçe maçında izlemiştik. Tolga maç içinde ciddi bir hata yapmamasına ve ileri geri koşmasına rağmen gereksiz eleman görünümündeydi; ancak bu durum onun suçundan ziyade Ersun Yanal'ın başarısı ve Tudor'un hatası olarak değerlendirilebilir.
Wesley Sneijder
Tudor'un sisteminde ona yer yok yorumunu haklı çıkartan bir görüntü vardı sahada; aslında ilk yarıda yenilen gole kadar maç ortada geçiyor ve Galatasaray atakları daha organize gelişiyordu ve tüm Galatasaray atakları Sneijder'in etkili paslarıyla başlıyordu. Buna karşın sol kenara hapsolmuş, ama ne kenarı savunabilen ne de kenardan bindiren, daha çok sahanın soluna sabitlenmiş bir oyun kurucu gibiydi Sneijder. Sanki konsantre değildi veya morali bozuktu ve bir şeylerin ters gittiği yüzünden belliydi. Trabzonspor'un ilk golünde Castillo'yu takip etmeyerek belki de gole neden olan kişiydi. Maç boyunca Yasin ve Linnes'in savunmasına hiç yardım etmedi. Burada şunu belirtmemiz gerekir ki, Tudor eğer Sneijder ile başlayacaksa, sistemini biraz esneterek 3-4-1-2'yi deneyebilir ve Sneijder'i on numara pozisyonunda oynatabilirdi, ya da risk alarak Selçuk'un yanında orta sahada görev verebilir ve maça Tolga'nın yerine Rodrigues ile başlayabilirdi. Zira Sneijder'in kanatta oynayabileceği günler 2010 dünya kupasıyla son bulmuştu; ilk geldiği günden beri sol önde oynamayı sevmediğini belli ediyor ve bekleri kovalamayacağını gösteriyordu. Fatih Terim ile tartışmaları da bu yüzden olmuştu.
Podolski ve Bruma
Podolski Trabzon savunmasının arasında kayboldu, pivot olamadı, savunmaya yardım etmedi, hücumda etkisizdi ve Galatasaray'ın ileride çoğalamamasında onun hareketsizliğinin de rolü vardı. Bruma sağ kanatta etkili olamadı; onun etkili olması santrafor, 10 numara ve bekle yapacağı pas alışverişlerine bağlı, Galatasarayın pas istasyonları sol tarafta, pasın atılacağı isim ise sağda olunca Galatasaray Trabzonspor'un planlarının tutmasına yardım etmiş oldu. Hafta içinde milli takıma çağrılmayı beklerken bir kez daha U-21 takımına çağrıldığını görmek moralini bozmuş olabilir ve kuşkusuz ki oyunu bundan etkilenmiş olabilir. Ancak bunlar Tudor'un Bruma ve Sneijder'den yeterli verim alamadığı gerçeğini değiştirmez.
Yenilen Goller
Trabzonspor'un duran toptan attığı gol sonrası Igor Tudor, "normalde köşe vuruşlarına 5-6 kişiyle gidilir, onlar o pozisyonda 7 kişiyle geldiler ve golü attılar" açıklamasını yaptı ve bu açıklama basında dalga konusu yapıldı. Oysa, muhteşem bir açıklamaydı ve olay bu kadar basitti. Adam adama savunma yaptığımız ve kalenin içine 2 adam koyduğumuz bir pozisyonda, normalde ceza sahası dışında bekleyen Castillo'nun bir anda karar değiştirip ceza sahasına koşması ve hemen yanındaki Sneijder'in onu takip etmeyişi sonucunda, Castillo bomboş durumda kaldı ve gol geldi.. Bu saha içinde gerçekleşen bir olaydı ve Sneijder'in buna tepki verebilmesi gerekirdi..
Trabzonspor pas yapmayan, rakip sahada kapacağı toplarla etkili olmaya çalışan bir takım ve bu takıma karşı yapılacak son şey kendi yarı alanında top kaptırmaktır. Galatasaray'ın yediği ikinci gol, kendi yarı sahasından Linnes tarafından gerideki Carole'ye doğru kullanılan bir taç atışında kaptırılan topla geldi. Burada yine Sneijder'in veya Podolski'nin taç atışı için kendini göstermeyişi ve zaten tek taktiği pres olan bir takıma taç atılacak oyuncunun açık hedef gösterilmesi, belki çok küçük detaylar olarak gözükebilir maçı izlerken, ama çoğu zaman sonucu belirleyen bu küçük detaylardır. Carole kaleciye dönmek yerine, Olcay'ın baskısında panikleyip topu tekrar linnese atmaya çalışınca pereira araya girdi, Linnes Olcay'ı kaçırdı, DameDoy merkezi boşalttı, Yusuf oraya koştu, Olcay Yusuf'a attı ve gol..  Futbol bu kadar basit bir oyun ve bu yüzden bu kadar zor..
Igor Tudor
Bu maç sonrası Galatasaray'ın üçlü savunmayı bırakması gerektiği yazıldı çizildi. Oysa sahada olup bitenin nedeni 3'lü savunma falan değildi, 3'lü savunma bu maç özelinde çok da başarılıydı. Galatasaray bu sezon önde baskı uygulayan takımlara karşı çok zorlandı, bunların en şiddetlisi Kadıköy'deki Fenerbahçe maçıydı ve o maç Galatasaray'ın sezon başında yakaladığı havayı kaybetmesine ve Riekerink'in taraftar nezdindeki desteğini kaybetmesine yol açmıştı. Aslında 3'lü savunma, önde baskı yapan takımlara karşı oldukça iyi bir silahtır. Oyun merkezinde daha kalabalık olmaya ve baskıyı kırmaya olanak sağlar. Ama bunun olabilmesi için hazırlık paslarının defans üçlüsü ve merkez orta saha oyuncuları arasında başlaması ve merkez oyuncuların oyunu hızlı bir şekilde kanatlara yönlendirebilmesi gerekir;  oyunu kenarlardan kurmaya çalışırsanız kolaylıkla baskı yersiniz; hele de kenardan top sürerek çıkmaya çalışırsanız, rakibin gol pozisyonlarını kendiniz hazırlamış olursunuz. Bu basit bir kovalamaca oyunu gibidir, merkezden köşeye, köşeden tekrar merkeze, aynı doğrultuda değil, zikzak çizerek ilerlemeye ve çıkmaz sokaklardan kaçmaya çalışmanız gerekir.
Bu maçı değerlendirirsek, oyunu kenarlara açacak pasları atan oyuncu Sneijder, diziliş gereği atılacak paslara koşması gereken kenar oyuncusu konumundaydı. Buna karşın bir kez linnes'i bir kez de Bruma'yı kaçırmayı başardı. Tolga'dan böyle bir görev beklemek hayalcilik olur ve Selçuk tek başına bunun üstesinden gelemez. Tudor eğer Sneijder'e  istediği 10 numara özgürlüğünü vermiş olsaydı, en azından Bruma üzerinden kontraatak tehdidi oluşturabilir ve baskıyı kırabilirdik. Ama daha da doğru bir hamle oyuna Selçuk-Josue merkez orta sahası ile başlamak olurdu.
Buna karşın, Tudor'un maç içindeki hamleleri çok olumluydu; ilk olarak Yasin'i sağ kanada alarak etkinliğini artırdı, aksayan linnes'in yerine Rodrigues'i aldı ve her iki kenarı kontrol altına almayı başardı. Sneijder ve Tolga'nın yerine josue ve Sinan'ın girmesiyle, 3-4-3 için ideal bir kadro bulmuş oldu. Aslında bu kadro ile maça başlasaydı, çok daha dengeli bir takım izleyebilirdik.
Sonuç ve Tartışma
Trabzonspor yenilgisi bir yol kazası olarak değerlendirebilir, her ne kadar şampiyonluk yolunda önemli bir kayıp olsa da geleceğe yönelik olumlu işaretler verdi. En azından Selçuk-Josue tandemin işlediğini ve Cavanda'nın stoper bölgesi için ciddi bir alternatif olduğunu gördük. Ayrıca, bize karşı önde baskı kurmayı deneyebilecek Başakşehir ve Fenerbahçe maçları öncesinde önemli bir hazırlık maçı oldu ve hataların ortaya koyulmasını sağladı.
Eğer Başakşehir ve Fenerbahçe maçlarında Linnes ile başlanacaksa, önünde Rodrigues veya Yasin'in tercih edilmesi yerinde olur zira Linnes sol kenarı tek başına taşıyamıyor. Eğer Sneijder ile başlanacaksa, sol kenar da oynayacak isim Rodrigues olmalı ve Sneijder'e özgürlük tanınmalıdır. Ve eğer Sneijder ile birlikte Bruma da oynayacaksa, Bruma'nın sık sık sol kenara deplase olmasını sağlayacak bir sistem kurulmalıdır.
Özellikle deplasmandaki Başakşehir maçında Galatasaray'ın santraforu Eren olmalıdır.
Bruma'nın oynamadığı maçlarda Eren-Podolski forvet hattı denenebilir, bu ya 4-4-2 ile ya da 3-4-1-2 ile uygulanabilir, zorluk seviyesi daha yüksek maçlarda kanatlarda Rodrigues ve Yasin gibi ofansif özellikleri güçlü oyuncuları kullanmak şartıyla, 3-4-1-2 merkezi kalabalık tutarak baskıyı kırmak ve daha etkili pozisyonlar üretmek için avantaj sağlayabilir. Burada 10 numara olarak Sneijderi kullanmak gerekir.
Selçuk Josue tandemi Galatasaray için vazgeçilmez, bu düzene sezon sonunda kavuşmuş olmak yazık ama her şey bitmiş değil. Bu ikili orta saha ile inanılmaz bir taktik esneklik sağlanabilir; ister üçlü ister dörtlü savunma; sneijderli veya sneijdersiz bir hücum hattı; tek veya çift forvet, hepsi mümkün...

  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder