Buralardan gitme, buralar gitsin sen gitme, biri gidecekse Dursun Aydın Özbek gitsin, 15 Temmuz'unutturmayacağız gitsin, Yeni kapı ruhu gitsin, istiklal marşında soytarılık yapan çocuklar gitsin, Cüneyt Çakır gitsin, bu kötü zemini, hakemi, rezil futbolu eleştiremeyenler gitsin, sen gitme..
Maçtan bazı dakikalar:
Dakika 6, Fenerbahçe'nin ilk atağı, Alper'in pasıyla Sow ofsayt pozisyonunda ama oyun devam ediyor..
Dakika 12, De jong van Persie'nin ayağındaki topa müdahale ediyor (müdahalesi topa), top sow'un ayağında kalıyor, Sow topla çizgiye iniyor ve kaybetmek üzereyken Cüneyt Çakır'ın bir önceki pozisyon için faul düdüğü geliyor..
Dakika 14, Fenerbahçe yarı alanında Alper Serdar mücadelesinde, Alper kendisini yere atıyor (Alper maç boyunca bunu yaptı), hakem yine faul çalıyor, bu sırada Hasan Ali-Sneijder'i itiyor, hakem Hasan Ali'yi uyarıyor ve 16.dakika'da nihayet serbest vuruş kullanılıyor (sadece bu serbest vuruşta 2 dk kaybedildi ve ilk yarı bu şekilde geçti).
Dakika 16, Sinan sarı kart- Hasan Ali'nin serbest vuruşu öncesinde topun önüne gelen Sinan uyarı görmeden sarı kartı görüyor
Dakika 20, Tolga Sow mücadelesi, bir kez daha temas = faul
Dk 24, Tolga Sow'un topuna müdahele ediyor, karar yine faul
Dk 28, Alper Carol'den sıyrılmaya çalışırken kendini yere atıyor (bu pozisyonda temas dahi yok), karar faul ve Carol'e sarı kart
Dk 33, de jong Roman Neustadtter'in topuna kayarak müdahale ediyor (müdahale topa), karar faul
Dk 34 Kjaer Eren'in üzerine çıkıyor, karar FB lehine faul
Dk 40 Sinan'ın hızlı atağında Volkan'ın müdahelesi sonucu Sinan yerde ve FB kontraatağa çıkıyor, karar devam ve yayıncı kuruluş pozisyonun tekrarını göstermiyor
Dk 41, orta sahada Alper topla çıkmak isterken Tolga faul yapıyor (ilk gerçek faulü) ve sarı kart
Dk 42, Sinan'ın sağ kanattan hızlı atağında Hasan Ali'nin sert faülü, 1dk önceki pozisyonun çok benzeri, karar faul, kart yok.. Bu sırada De Souza Hakan Balta'yı itiyor, hakem iki futbolcuyu da uyarıyor
43 ve 44. dakikalarda önce Sinan sonra Tolga'ya çalınan fauller ve grekoromen güreş müsabakası hızında bir futbol
44. FB geri alanda yaptığı paslarla oyunun yönünü sol kanattan sağ kanada çeviriyor, Sağ kanatta topla buluşan Alper'i Bruma karşılıyor, Alper çizgiye doğru attığı topla Şener'i kaçırıyor, Carol sarı kartı olduğu için Şener'e müdahale edemiyor, De Jong Van PErsie'yi bırakarak Alper'e doğru boş koşu yapıyor, Şener'in geriye çıkardığı topa ceza alanı üstünde bomboş pozisyonda Persie vuruyor ve Fenerbahçe ilk ciddi atağında golü buluyor..
En az 7 dakika duran oyunda ilk yarı bu golün santra vuruşuyla bitiyor.. Maçta bu düdükle birlikte bitiyor zaten..
Futbol? Bu futbol falan değil ama analiz edelim..
Fenerbahçe
Fenerbahçe Tolga ve Dejong'a basarak Galatasaray'ın oyun kurmasını engelemeyi, sol kanatta oyunu sıkıştırarak Bruma'nın birebirlerini kesmeyi ve Eren'e top aldırmamayı amaçlayan bir stratejiyle oynuyor. Eren'e atılan her topta faul yapıyorlar, Skrtel ense köküne dirsek atıyor, Kjaer sürekli sırtında ve her pozisyonda faul yapıyor. Bu şekilde Galatasaray'ın etkili olduğu 3. bölgede çoğalmasını engellemeyi amaçlıyorlar.
Fenerbahçe'nin tüm hücum planı özellikle oyunun sıkıştığı GS'nin sol kanadında kazanılan toplarla çizgiye atılacak hızlı toplar; maça forvet arkası başlayan Van Persie'nin ayağına ilk yarıda gol pozisyonu dışında top gelmiyor..
Galatasaray'ın kazandığı toplarla hızlı atağa çıkacağı pozisyonlarda Cüneyt Çakır'ın verdiği faul kararları ama buna karşın Fenerbahçe'nin sert oyununa karşı hoş görüsü, Galatasaray yarı sahasında FB' lehine verilen hatalı faul kararları FB oyun planının sahada işlemesini sağlıyor. Belli ki, Cüneyt Çakır dersine iyi çalışmış, sahada Advocaat'ın taktiğine en fazla bağlı kalan Fenerbahçe oyuncusuydu, tebrik etmek lazım, yolu açık olsun..
Galatasaray
Maalesef, Jan Olde Riekerink basının tuzağına düşerek ilk 11'de Dejong'a görev verdi. Fenerbahçe-Manhester United maçını izlememiş olması gerekir böyle bir karar için, zira FB'nin itiş kakıştan başka bir oyun stratejisi yok, orta sahada etkili pas atacak oyuncusu yok, Dejong'un tek görevi Van Persie'yi tutmak olabilirdi ki onu da yapamadı ve takımı eksik oynattı; bu onun çok kötü oynadığı anlamına gelmiyor sadece Fenerbahçe'ye karşı pas yapamayan, adam eksiltemeyen bir orta saha oyuncusuyla oynamak demek o oyuncunun pratikte maçta oynamaması demek..
Wesley Sneijder ve Bruma'nın olduğu sol kanatta Galatasaray hiç bir varlık gösteremedi; Bruma Carol ve Sneijder 1 kez bile pas üçgeni oluşturamadı. Bunda hakemin rolünü ve Fenerbahçe'nin stratejisininin payını belirttim ama Galatasaray'da oyunu yönetecek alternatif bir oyuncunun olmaması da bunda büyük etkendi. Riekerink'in en büyük hatası buydu, bu maçta Josue'yi ilk 11'de değil ilk 18 de bile düşünmemesi akıl alır gibi değil. Sağ kanatta Sinan hiç bir şey üretemedi ve üretmesi de mümkün değildi; oyunu oraya açacak bir orta saha yok, ona destek olacak kimse yok, bunu başakşehir maçında da görmüştük.. En azından DeJong yerine Selçukla başlamış olsaydı Galatasaray geride oyun kurarak, Fenerbahçe'nin açılmasını sağlayabilirdi, sağ kanatta da bir kanat oyuncusu yerine Josue gibi teknik bir orta saha oyuncusunu oynatarak oyun aklının sahaya daha dengeli yayılmasını sağlayabilirdi.. Maalesef şunu belirtmek lazım, Josue gibi yardımcı bir oyun kurucu sahada olmadığı sürece Wesley Sneijder artık Galatasaray'da başarılı olamaz. Geçen sene Emre Çolak'ın çok başarılı şekilde gerçekleştirdiği ve medyanın görmezden geldiği bu görevi yapabilecek tek kişi Josue bu kadroda ki o da tam da bu amaçla, Beşiktaşla oynanana süper kupa maçından sonra, Sneijdere yardımcı olacak ikinci oyun kurucu olarak transfer edilmişti..
Medya
Fenerbahçe'nin çirkin oyunu, teknik direktörleri küçük Napolyon'un inanılmaz taktik dehası olarak gösteriliyor, oysa aynı stratejiyi geçen yıl Jan Olde Riekerink arenada Fenerbahçe'ye karşı oynatmıştı (0-0 biten maç ki o maçta Podolski'nin golü ofsayt bayrağıyla iç edilmese JOR bir Fenerbahçe derbisi daha kazanmış olacaktı). Yine 2010 yılında Kadıöy'de 0-0 biten derbide Hagi'nin oyun stratejisi buydu. Bu strateji tamamen zayıf takımın rakibini bozmak için deneyeceği bir stratejidir ki ev sahibiysen ve hakem de Cüneyt Çakır gibi bir eyyamcıysa, bunda başarılı olabilirsin.. Kadro kaliteleri göz önüne alındığında Hagi ve JOR'u kimse bu stratejiden dolayı eleştiremez ama Napolyon'un taktik dahi ilan edilmesi için çok daha fazlasını yapması gerekir, ki bu oyun onun Sunderland'i kümede tutmayı başardığı oyundu ve o zaman ben de övgülerimi sunuyordum..
Jan Olde Riekerink birilerinin oyuncağı, Jan Olde Riekerink Bye Bye, Volkan terlemedi bile, vb vb manşetler okuyoruz. Volkan terlemedi de Muslera terledi mi diye sormaya bile gerek yok sanırım ama bu maçla ilgili olarak hakemden bahsetmemek nasıl açıklanabilir?
Denizli ince ince kıyıldık ben bu işleri iyi bilirim demişti (Aziz yıldırım'ın teknik direktörlüğünü yapmış biri olarak çok iyi biliyordur mutlaka) ama bu maçta sotelendik, ince ince kıyılmak Başakşehir maçındaydı..
Son olarak sahadan bahsetmek istiyorum, Arena çimlerinin durumu her zaman Galatasaray yönetimini zayıflatacak bir koz olarak reklam edilirken, Hello Kity Ülker stadının bozuk zeminin hiç konuşulmaması ilginç.
Özeleştiri
Bu maçın hakemin maçı olacağını ve Galatasaray'ın hızlı ataklarının faullerle kesileceğini, oyunun sürekli faullerle durdurulacağını tahmin ediyordum ve yazmıştım ancak benzer bir uygulamanın Fenerbahçe'ye karşı da yapılacağını ve maçın dengede tutulmaya çalışılacağını, zira asıl amacın çirkin bir futbol, beraberlik ve 15 temmuz kardeşliği (ortak değerlerin kirletilmesiyle oluşan bir güvensizlik, sevgisizlik ve bireysellik ortamı) olduğunu düşünmüştüm. Yanılmışım. Belli ki emir sadece Galatasaray'ın kazanmasının engellenmesiymiş. Belki de bu değersizlik, sahtelik ortamına uymayan sadece Galatasaray taraftarı ve takımıymış.
Taraftar
Galatasaray taraftarı güzel, koreografiler, destek ve görüntü çok güzel.. Bu taraftarla yenilelim, bu takımla yenilelim, bence sorun yok. Gelecek güzel, çok güzel.
Fenerbahçe taraftarı sanki 2000'lerin başındaki Galatasaray kompleksine geri dönmüş, doğru düzgün bir koreografi, taraftar organizasyonu yok, sadece ıslık ve küfür var. Bir tribün ıslık çalarken, bir tribün tezahürat yapıyor. Birleştirici tek değerleri Galatasaray'ı kadıköyde yenme gelenekleri olmuş ve sahadaki kötü futbolla ilgilenmiyorlar. Bu geleneği koruma pahasına neleri kaybettiklerini anladıklarında iş işten geçmiş olacak...
Sahada kardeşliği, saflığı, asaleti hatırlatmak üzere futbolcularla birlikte sahaya çıkan Fenerbahçe formalı küçük çocuklar Türkiye'nin içinde bulunduğu yozlaşmayı ve Fenerahçe camiasının bu yozlaşmadan nasıl etkilendiğini gösteriyor, böyle yetişen, toplumsal değerlere saygısı olmayan bir yeni nesil kaygı verici.
Jan Olde Riekerink ve Wesley Sneijder
Jan Olde Riekerink bir oyun oynatmaya, sistem takımı kurmaya çalışıyor ve elindeki malzemeye göre ortaya çıkan sonuç hiç fena değil. Basının kendisine ne yapmaya çalıştığını ilk günden beri görüyor ve futbolun skor tabelasının ötesinde bir şey olduğunu biliyoruz. Ancak, kadroyla ilgili bir sıkıntsı olduğu gerçek, kafasındaki ideal orta saha rotasyonunu bir türlü kuramıyor. Oysa geçen yıl Selçuk, Emre Sneijder orta sahasıyla hem kalbimizi hem de Türkiye kupasını kazanmıştı, bu sene de bir şekilde Josue ve Sneijder'in aynı anda ilk 11'de olmasının formülünü bulması gerekiyor. Ya da devre arasında Dejong'u göndererek (hatta belki Selçuk'u da göndererek) kafasındaki oyun kurucu özellikli defansif orta sahayı transfer ettirmek zorunda. Ancak öyle bir oyuncuyu transfer edilse bile, Sneijder'e bir formül bulamayabilir çünkü Snejder artık tek başına 10 numara yükünü kaldıramaz gibi gözüküyor; Sneijder'in etkili olabilmesi için mutlaka yaratıcı ve dribling özellikleri olan bir orta saha oyuncusuyla birlikte oynaması lazım.
Fenerbahçe taraftarı sanki 2000'lerin başındaki Galatasaray kompleksine geri dönmüş, doğru düzgün bir koreografi, taraftar organizasyonu yok, sadece ıslık ve küfür var. Bir tribün ıslık çalarken, bir tribün tezahürat yapıyor. Birleştirici tek değerleri Galatasaray'ı kadıköyde yenme gelenekleri olmuş ve sahadaki kötü futbolla ilgilenmiyorlar. Bu geleneği koruma pahasına neleri kaybettiklerini anladıklarında iş işten geçmiş olacak...
Sahada kardeşliği, saflığı, asaleti hatırlatmak üzere futbolcularla birlikte sahaya çıkan Fenerbahçe formalı küçük çocuklar Türkiye'nin içinde bulunduğu yozlaşmayı ve Fenerahçe camiasının bu yozlaşmadan nasıl etkilendiğini gösteriyor, böyle yetişen, toplumsal değerlere saygısı olmayan bir yeni nesil kaygı verici.
Jan Olde Riekerink ve Wesley Sneijder
Jan Olde Riekerink bir oyun oynatmaya, sistem takımı kurmaya çalışıyor ve elindeki malzemeye göre ortaya çıkan sonuç hiç fena değil. Basının kendisine ne yapmaya çalıştığını ilk günden beri görüyor ve futbolun skor tabelasının ötesinde bir şey olduğunu biliyoruz. Ancak, kadroyla ilgili bir sıkıntsı olduğu gerçek, kafasındaki ideal orta saha rotasyonunu bir türlü kuramıyor. Oysa geçen yıl Selçuk, Emre Sneijder orta sahasıyla hem kalbimizi hem de Türkiye kupasını kazanmıştı, bu sene de bir şekilde Josue ve Sneijder'in aynı anda ilk 11'de olmasının formülünü bulması gerekiyor. Ya da devre arasında Dejong'u göndererek (hatta belki Selçuk'u da göndererek) kafasındaki oyun kurucu özellikli defansif orta sahayı transfer ettirmek zorunda. Ancak öyle bir oyuncuyu transfer edilse bile, Sneijder'e bir formül bulamayabilir çünkü Snejder artık tek başına 10 numara yükünü kaldıramaz gibi gözüküyor; Sneijder'in etkili olabilmesi için mutlaka yaratıcı ve dribling özellikleri olan bir orta saha oyuncusuyla birlikte oynaması lazım.
Sonuç
Fenerbahçe'yi 15 temmuz ruhunu sonunda yakaladıkları için tebrik ediyor, başarılarının ve birlik beraberliklerinin devamını diliyorum. Şimdi bir puan önümüzdeler ama kahraman çarşının (başarı karşılığında apolitikleştirildiler, gezi olayları sonrası feda aşamasındaki takımın 2013 yazından sonra yaptığı transferler bana çok ilgi çekici geliyor ve araştırılmalı, söz gelimi, Galatasaray'ın istediği Kerim Frei, Gökhan Töre ve Tolgay Arslan'ın nasıl olup ta Beşiktaş'a geldiği-çok düşük bonservis bedelleriyle- Galatasaray'ın nasıl olup ta bu oyuncuları almaktan vazgeçtiği ve bunların yerine kimi aldığı- Önder Özen bile bu durumu anlamadığını söylemişti- derin futbol, derin mevzular, küçümsemeyin, belki başka bir yazının konusu) ve yeni Türkiye'nin gururu boz baykuşların bir hayli gerisindeler..
Riekerink Bey duruşumuzdan vazgeçmeyelim, Riekerink'i gönderecekse Dursun Özbek göndersin, tuzağa düşmeyelim, çok sevdiğimiz hocamızın kanı bizim ellerimize bulaştırılmasın. Bu takım her şeye rağmen Fenerbahçe'den daha iyi, ve Beşiktaştan sonra Türkiye'nin en iyi futbol oynayan ama seyircisiyle, oyuncusuyla, teknik direktörüyle Türkiye'nin tartışmasız en güzel takımı..