17 yıl sonra, Kadıköy'de.. Bu sana nasip olacak Jan Olde Riekerink..
Son Yılların En Kötü Fenerbaçesi: Gerçekten Öyle mi?
Belli ki bu sene ligde Galatasaray veya Fenerbahçe'nin şampiyonluğu ve Galatasaray Fenerbahçe rekabeti istenmiyor. Fenerbahçe daha ligin ilk haftasında, 1 hafta önce göreve başlayan yeni teknik direktörüyle çıktığı ilk lig maçında, İstanbul Başakşehir'e karşı tek kale oynadığı maçta aldığı 1-0'lık yenilgiyle yarış dışı ilan edilmişti.. Zaten bundan hemen önce, geçen sezonu "efsane kadrosuna" rağmen ikinci bitirtebilmiş olağan üstü başarısız teknik direktörüyle, şampiyonlar ligi ön eleme turunda, kurada çekilebilecek en zayıf takım olan Monaco'ya (şimdi kimse inanmayacak belki ama kura günü canlı yayında Asporun zavallı iki yorumcusu kura sonucunu aynen böyle yorumlamışlardı) 2-1 ve 1-3'lük skorlarla elendiği için yollar ayrılmıştı (O zayıf Monaco, bir sonraki turda Villarel'i iki maçtada yenerek gruplara kaldı ve şu an itibariyle 4 maç sonunda, Leverkursen, Tottenham ve CSKA Moskova'nın önünde, E grubunun yenilgisiz lideri).
Fenerbahçe konusunu kısa geçelim ama bazı şeyleri kaydetmeden de ilerlenmiyor. Örneğin, Perreira Fenerbahçe tarihinin en iyi kadrosuyla Fenerbahçe'yi şampiyon yapamadığı için gönderilmişti, ancak Perreira'nın yerine gelen Advocaat, öyle bir kadro devir almıştı ki, bu kadrodan hiç bir şey beklenemezdi..
Peki ne değişti, transfer döneminde ne oldu da FB kadrosu saraydan çöplüğe evrildi, kimler geldi, kimler gitti? Avrupa Şampiyonasının yıldızı Nani takımı terk ederken, yerine Lens geldi.. Geçen sene Fernandao ve Van Persie'nin alternatifleri yok deniyordu, bu sene onların yanına Sow ve Emenike ve hatta Atıf geldi. Gökhan Gönül gitti Van der Viel, Caner gitti (geçen sezonun ikinci yarısında neredeyse hiç oynamamıştı) İsmail Köybaşı geldi. Bruno Alves ve Kadlec'in yerlerine ise Skrtel ve Neustadler transfer edildi. Sanırım buraya kadar olanlar pek bir güç kaybına işaret etmiyor..
Gelelim dillerden düşmeyen Fenerbahçe orta sahasına; Fenerbahçe sezonun başında yıllardır sakatlıktan dolayı verim alamadığı Meireles'in sözleşmesini uzatmayarak oyuncuyla yollarını ayırdı. Akabinde, sözleşmesi devam etmesine rağmen, Diego zorla, basın önünde rencide edilerek, tesislere alınmayarak, Brezilya'ya yollandı. Giden iki oyuncuya karşılık, Salih Fenerbahçe'ye geri döndü.
Açıkça görüleceği üzere, Fenerbahçe kadrosunun geçen yıla göre zayıflamış olduğu varsayımını destekleyebilecek tek kayıp Diego'dur ve Diego'nun geçen iki yılda Fenerbahçe'ye ne kattığı ve Fenerbahçe medyasının Diego hakkındaki yorumları ortadadır. Kaldı ki, Fenerbahçe Ersun Yanal ile şampiyon olduğu sezondan bu yana açıkça ofansif orta saha oyuncusu eksikliği çekmekte olup, Diego bu soruna çare olamamıştır. Dolayısıyla Fenerbahçe'nin bu eksiği, yeni bir mevzu değildir. Fenerbahçe, eksik denilen orta sahasına daha geçen sene 14 milyon Euro bonservis harcayarak Ozan Tufan ve De Souza'yı katmıştır ki bu para, Galatasaray'ın bu sene yaptığı tüm transferlerin bedeline denktir.
Fenerbahçe ligde kaybettiği 12 puanın 8'ini ilk 3 hafta kaybetmiştir. Bu maçlardan ikisi tek kale oynanmasına rağmen deplasmanda Başakşehir'e 1-0 kaybedilen maç ve yine tek kale oynamasına rağmen Bursaspor'un maçtaki tek pozisyonunda (cılız bir atakta Batalla'nın kafa ile attığı gol) attığı gol ile Kadıköyde 1-0 kazandığı maçlardır. Diğer puan kaybı da, Ligin 2. haftasında kendi evinde Kayserispor'a karşıdır ki bu maçta Kjaer 38. dakika'da kırmızı kart görmüş ve Fenerbahçe 60 dakika 10 kişi oynamıştır. Yediği 3 gol de duran toptan gelirken, 90. dakika'da 3-2 geriye düşmesine rağmen 1 puan almayı başarabilmiştir. Sezon başında teknik direktörü kovulan, yeni gelen teknik direktörle sistem değişikliğine giden bir takımdan bahsediyoruz. Kaldı ki, bunu izleyen 7 haftalık performans dikkate alındığında, Fenerbahçeyi Beşiktaş ve Başakşehir ile birlikte, 2 beraberlik 5 galibiyet ile ligin zirvesinde görüyoruz.. Bu dönemde kaybettikleri puanlar ise, Lens'in sakatlıktan dolayı oynamadığı iki haftada yaşanan Osmanlıspor ve Alanyaspor beraberlikleridir. Ayrıca Fenerbahçe Avrupa Ligi gruplarında Feyenoord ve Manchester United'ın önünde lider pozisyondadır.
Yukarıdaki çok basit ama net analiz, Fenerbahçe'nin ne kadro kalitesi olarak, ne de performans olarak kötü bir durumda olmadığını çok açık bir şekilde ortaya koymaya yeter. Buna karşın, daha ligin ilk 3 haftasında kaybedilen puanlarla Fenerbahçe'yi yarışın dışında göstermeye çalışan ve Aziz Yıldırım'ı hedef tahtasına oturtan medyanın tavrının gerekçesini anlamak için kahin olmak gerekmez, Türkiye'de yaşamak yeter. Belli ki Aziz Yıldırım'ın birilerinin nezdinde süresi dolmuştur ve bu sene Fenerbahçe'nin şampiyon olması hatta şampiyonluğa oynaması istenmemektedir. Ki, ezeli dost ve düşmanımızla kaderimiz çoğunlukla paraleldir; Fenerbahçe istenmiyorsa Galatasaray'da istenmiyordur; belli ki Yeni Türkiye, rektör seçimlerinin bile yapılamadığı böyle karışık bir ortamda, taraftar gruplarının ön plana çıkacağı Galatasaray-Fenerbahhçe gibi bir çekişmeyi istememektedir; çünkü böyle ortamlar takımların taraftar gruplarının kendi içlerinde birleşmesini sağlar. Malum, gezi parkı olaylarından sonra bu durum gizli bir emirle yasaklanmıştır.
Burada dikkat edelim, Fenerbahçe taraftarını olaydan soğutmak için Aziz Yıldırım'ın üzerine oynuyorlar, çünkü geldiğimiz noktada Aziz Yıldırım Fenerbahçe'nin zayıf karnı, ve taraftar Aziz Yıldırım üzerinden manipule edilebiliyor. Sadece bakalım, Pereira'nın gönderilmesi için terbiyesizlik düzeyinde yayınlar yapan ve Aziz Yıldırım'ı Pereira'ya sahip çıtığı için eleştiren basın, Pereira'nın kovulduğu dakika'da gerçek yüzünü göstererek, Aziz Yıldırım'a saldırmaya başlamış ve bu işin teknik direktör değişikliğiyle olmayacağını gitmesi gerekenin Aziz Yıldırım'ın kendisi olduğunu belirtmiştir. İşin Galatasaray ayağında ise saldırıların odağındaki isim Jan Olde Riekerink'tir; ancak bunun sebebi JOR'un galatasaray'ın zayıf karnı değil tam tersine kuvvet ayağı, birleştirici parçası olmasıdır.
Sonuç olarak Fenerbahçe kadrosu, yere göğe sığdırılamadığı geçen sezon başındaki durumuna göre açıkça daha kuvvetlidir, ortaya koyduğu performans ta geçen seneki performansından daha iyidir en azından daha kötü değildir.
GALATASARAY
Galatasaray sezona öncelikle yönetici transferleriyle başladı. Taraftar ve camia içinde önemli bir ağırlığı olan Alp Yalman, felaket geçen sezonun ardından muhalefeti ve taraftarı sakinleştirme amacıyla yönetime dahil edildi. Yıllarca Abdulrahim Albayrak'ın üstlendiği pozisyondaki eksiklik ise, Levent Nazifoğlu ile giderildi (Galatasaray tarihine bakarsak, her dönemde böyle bir kişinin oduğunu görürüz ki bu genellikle tek adamlıkla yönetilen FB'den en temel farklarımızdan birisidir; Fenerbahçe genellikle Gladyoyu temsil eden bir başkan tarafından yönetilirken [belki bu yüzden FB cumhuriyeti diyorlar]; Galatasaray oligarşi-hükümet ortaklığıyla yönetilir [demokratik bir camiayız] ki hükümeti temsil etme görevi de çoğunlukla bir Karadenizli müteahhit tarafından üstlenilir zira onlar her zaman hükümettedir). Üstelik, iktidara paha biçilmez Florya arazisi vaat edilmişti ve dolayısıyla sezona görece kuvvetli bir medya desteği ile başladı.
Ancak Galatasaray beklenmeyen bir şekilde iyi futbol oynamaya başladı ve Terim'in koltuğunu ısıtmak ve yönetime paratoner olmak için göreve getirilen Jan Olde Riekerink deyim yerindeyse, Galatasaray taraftarını uyandırdı, futbolun ve Galatasaray'ın gerçekten ne anlama geldiğini hatırlattı ve bu noktada işler birden değişti. Bu konuyla ilgili ayrıntılı bir yazıyı Jan Olde Riekerink başlığında yazdığım için konuyu burada kapatıyorum...
Geldiğimiz noktada, Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin medyada nasıl önemsizleştirilmeye çalışıldığını, geçtiğimiz yıllarda zorla tribün savaşı tetiklemek istercesine gündemde tutulan, gerginleştirilen "dünya derbisine" nasıl başakşehir-osmanlıspor maçı muamelesi yapıldığını dikkatle -ama hayretle değil- izliyoruz. Medyaya göre Fenerbahçe bu maçı kazanırsa şampiyonluk yarışına dahil olabilir (şu anda değil çünkü bu kesin-süper başakşehirle ligin daha 10. haftasında oluşan 8 puanlık fark kapanmaz tabii mantıklı olun) ve Galatasaray bu maçı kaybederse Riekerink kesin gider, ama bu maçı kazanırsa gitmez demek değil -objektif, rasyonel, kusursuz gazeteci Mehmet Demirkol öyle yazmış, Rıdvan Dilmen öyle demiş, biz bunların üstüne ne diyebiliriz- ve medyaya göre bu maç tipik bir beraberlik maçı, sonuçta iki sıradan takımın maçı..
Ve çok kıymetli futbol yorumcularından oluşan medyamız, birleşmiş, hep bir ağızdan Riekerink'e akıl veriyorlar, inanılır gibi değil, tüm gazetelerde aynı haber, Riekerink maça Tolga, De Jong, Selçuk orta sahasıyla çıkmalıymış. Böyle süper olurmuş, tutarsa da böyle devam edermiş ama Riekerink her türlü gidermiş..
Evet, ne kadar ilginç değil mi, hatırlayalım, Fenerbahçe'nin tek eksiği 10 numarasının olmamasıydı; orta sahada bir birine benzer oyuncularla-Topal, De Souza, Ozan- (sakatlıklar olmasa ideal kadroları buydu) oynuyorlardı ve bu yüzden orta sahayı hızlı geçerek, biraz da doldur boşaltla, hızla üçüncü bölgeye gelmeye çalışıyorlar ve orada baskı yapıyorlardı.. Galatasaray'ın güçlü olduğu nokta ise, teknik ve pasör yetenekleri yüksek orta saha oyuncularıyla oyunu 2. bölgedeki pas oyunuyla kontrol etmesiydi. Futbol bilginlerimiz, Galatasaray'ın güçlü özelliğinden vazgeçip Fenerbahçe'nin oyununu oynamasını istiyor. Madem ideal orta saha buydu, neden sezon başından beri Fenerbahçenin orta sahasını eleştiriyorsunuz?? Pereira'yı hem topal hem De Souzayı aynı anda oynatıyor diye kovdurdunuz, sizin dediğiniz orta sahayla maça başlarsa aynısını Riekerink'e yapmayacak mısınız??
Siz bizi aptal mı zannediyorsunuz, yani aptal olabiliriz ama aptallığın da bir derecesi var, hem bu futbol, kuantum fiziği değil ki.. Bu tipik bir beraberlik maçı diyorsunuz ama bunu doğrulayan ne var; Galatasaray'ın özellikle deplasmandaki oyun stratejisi üzerinden bir derbi maçına iddaa oynamamız gerekse, gözümüz kapalı üst oynarız ve bahsettiğiniz maç, Saraçoğlu'nda FB-GS derbisi, bu maçtan her sonuç çıkabilir ama asla tipik bir beraberlik maçı denemez, böyle bir yorumu daha önce hiç duymadım.
Bu sizin temenniniz, orta sahasız bir doldur boşalt maçı, heyecansız, zevksiz, kavgasız bir derbi.. Eminim görev verilecek hakemin başlıca görevi de bu olacak, maçı olabildiğince durdurmaya, bozmaya, beraberliğe bağlamaya yönelik kararlar izleyeceğiz..
Ama Riekerink'in sizin istediğinizi yapmayacağına ve Kadıköy'de tarih yazacağına inanıyorum.. Beklediğim ve istediğim kadroyu da yazayım; orta sahada Selçuk-Tolga-Josue; ileride Sneijder, Podolski (Eren), Bruma..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder